Adalet ve Kuran ilişkisi
Adalet ve Kuran ilişkisi

Adalet ve Kuran

Adalet ve Kuran;

        Adalet ve Kuran ilişkisine girmeden önce adalet kavramı üzerinde durmakta fayda var. Bu kavram ilk insandan beri var olmuş bir kavramdır. Hak arama, özgürlük ve hürriyet kavramları ile iç içe geçmiştir. İnsanlık tarihinde adalete çok önem verilmiş ve kanunlarda da bu kavrama atıf yapılmıştır. Ancak bu kanunlar çok yüzeysel olduğu için yeterli görülmemiştir.

        Adaletin tam anlamıyla toplumsal hafızaya kazınması dinler vasıtasıyla olmuştur. Bu kavrama en çok atıf yapan din ise İslam dini olmuştur. Zira Kur’anda adaletle ilgili doğrudan 31 ayet bulunmakla birlikte, dolaylı olarak bir çok ayette atıf yapılmıştır. Biz bunlardan bazılarını paylaşacağız.

Bakara Suresi 282. ayet:

        ”Ey iman edenler! Belirlenmiş bir zamana kadar bir borç ilişkisi kurduğunuzda bunu yazın. Aranızdan bir kâtip bunu adaletle yazsın. Kâtip Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan geri durmasın. Artık o yazsın, borçlu da yazdırsın; rabbi olan Allah’tan korksun ve borçtan hiçbir şeyi eksik bırakmasın. Eğer borçlu akılca zayıf veya eksik yahut kendisi yazdıramaz durumda olursa velisi adaletle yazdırsın. Erkeklerinizden iki şahidi de tanık tutun. Şahitler iki erkek olmazlarsa, rıza göstereceğiniz şahitlerden bir erkekle -biri yanılırsa diğerinin ona hatırlatması için- iki de kadın olsunlar. Çağrıldıklarında şahitler gelmezlik etmesinler. Borç küçük olsun büyük olsun vadesini belirterek onu yazmaktan üşenmeyin. Böyle yapmanız Allah katında daha adaletli, şahitlik için daha destekleyici ve şüpheye düşmemeniz için daha uygundur. Borç ilişkisinin, aranızda alıp vererek bitirdiğiniz peşin ticaret olması müstesnadır; onu yazmamanız da sizin için bir sakınca yoktur. Alış veriş yaptığınızda şahit tutun. Kâtip de şahit de zarar görmesin. Eğer zarar verirseniz şüphesiz bu sizin yoldan çıkmanız demektir. Allah’tan korkun, Allah size öğretiyor, Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir.

        Burada senedin şuanda ki gibi kesin delil niteliğinde olduğu belirtiliyor ve aynı zamanda tanık anlatımının da geçerli bir delil olduğu anlatılıyor.

Nisâ Suresi 58. Ayet’te:

        ”Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir.”

        Burada liyakate ve hüküm sahiplerinin adaletli olması gerektiğine işaret ediliyor.

Nisâ Suresi 135. Ayet

        ”Ey iman edenler! Kendinizin veya anne babanızın ve akrabanızın aleyhine de olsa adaletten asla ayrılmayan, Allah için şahitlik eden kimseler olun. (İnsanlar) zengin olsunlar, yoksul olsunlar Allah onlara sizden daha yakındır. Öyleyse siz hislerinize uyup adaletten ayrılmayın. Eğer adaletten sapar veya üzerinize düşeni yapmaktan geri durursanız bilin ki Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.”

        Burada akrabalarınız lehine de olsa yalancı şahitlik yapılmaması gerektiği vurgulanmaktadır.

Mâide Suresi 8. Ayet

        ”Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin. Adaletli olun; bu, takvâya daha uygundur. Allah’tan korkun. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”

        Burada yukarıda ki ayetteki gibi şahitlik yapacak olanların yalancı şahitlik yapmaması gerektiği vurgulanıyor.

Mâide Suresi 42. Ayet

        ”Onlar, hep yalana kulak veren ve durmadan haram yiyen kimselerdir. Sana gelirlerse aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Eğer hüküm verirsen aralarında adaletle hükmet. Şüphesiz Allah âdil olanları sever.”

        Burada günahkar insanlara bile adaletli olunması gerektiği emrediliyor.

A’râf Suresi 29. Ayet;

        ”De ki: Rabbim adaleti emretti. Her secde ettiğinizde yüzlerinizi O’na çevirin ve dini yalnız Allah’a has kılarak O’na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi (yine O’na) döneceksiniz.”
       Görüldüğü üzere Adalet ve Kuran ilişkisiyle ilgili Kur-an’ın bir çok yerinde adalete atıf yapılmıştır. Bununla beraber bir çok Hadis’te de adalete atıf yapılmıştır. Bu bakımdan İslam dini adalete en çok önem veren dindir. Şu gerçeği de unutmamamız gerekir; Kanunların bir caydırıcılığı bulunmamaktadır. İdamı savunan birisi olarak kanunlar ne kadar sert olursa olsun, insanlar cezaların sertliği karşısında suç işlemekten kısmen vazgeçseler de, suç işlemekten asla  vazgeçmeyeceklerdir. Çünkü bugün idamın serbest olduğu Amerika’da bile dakikada bir suç işlenmektedir. Onun için insanları kanunlarla korkutarak değil, güzel ahlaklı bireyler olarak yetiştirirsek suçların önüne geçebiliriz.

islam hukuku

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.