Adalet ve Medeniyet
Adalet ve Medeniyet

Adalet ve Medeniyet

Adalet ve Medeniyet ( adalet ve beşeriyet );

       Adalet ve medeniyet ( adalet ve beşeriyet ) kavramları birbirleriyle yakın ilişki içerisindedir. Kimi düşünürlere göre adalet, medeniyet ve beşeriyetten öncede vardı. Kimilerine göre ise adalet medeniyetten ve dolayısıyla insandan bağımsız var olamaz. Bu durumda şu soruyu sormamız lazım? adalet nedir? Adalet hayvanlar veya cansız varlıklar arasında da var mıdır? Evet var dersek ilk düşünce taraftarları haklıdır diyebiliriz. Yok dersek ikinci düşünce taraftarları haklıdır diyebiliriz. İnsan olduğumuz gerçeğini de göz önünde bulundurursak ikinci düşünce sahiplerinin haklı olduğunu gerçeğini kabul etmemiz daha akıllıca olacaktır. Çünkü sonuçta bizler insanız ve bu gerçeği değiştiremeyiz. İnsan olmadıktan sonra madde ve mananın da bir önemi kalmaz. Dolayısıyla diyebilirim ki neredeyse adalet medeniyetle eş zamanlı çıkmış kavramlardır. Çünkü insan olmadan adalette olmaz. Diğer bir tartışma ise adalet kavramı üzerinde yoğunlaşmaktadır. Çünkü medeniyetin gelişmesiyle adalet kavramı da farklı şekiller alabilmiştir. Adaletin tarihsel gelişimi içerisinde hukuk kavramıyla sık sık karıştırıldığı görülmektedir. Günümüzde ki anlamı itibariyle adaletin olması gereken kurallar bütünü, hukukun ise olan kurallar bütünü olduğu kabul edilmektedir. Bu bakımdan hukuk sürekli değişken bir karaktere sahip olmuştur.

Adalet neden olan değilde olması gereken kurallar bütünü olmalıdır?

       Örneğin bundan yüz yıl önce kadınların cadı olarak ilan edilip yakılması hukuk kurallarına, yani olan hukuka uygundur. işte adaleti olan hukuk olarak algılasaydık, kadınların diri diri yakılmasını adalete uygun ve meşru bir eylem olarak görebilirdik. İşte tamda bu yüzden adaletin olması gereken hukuk olduğunu kabul etmek gerekir. Bu bakımdan kanunlar asla adalete uygun olamaz ve sürekli kendini değiştirmeli ve geliştirmelidir. Adaleti külliyen de ulaşılamaz bir ütopya olarak görmekte hakkaniyete aykırı olur. Bu bakımdan hukukun adalete yaklaşmasına engel bir durumda yoktur. Örneğin temel hukuk kuralları adalete uygundur. Yani adil hukuk kuralları da vardır. Örneğin yaşam hakkı gibi. Bu hak her medeni toplumda temel bir hukuk kuralı olarak kabul edilmiş ve düzenleme alanı bulmuştur. Bu bakımdan diyebiliriz ki bazı hukuk kuralları adalete uygundur. Adalet bu kurallar açısından asla ulaşılamaz değildir.

Konuyla ilgili olarak aşağıdaki makaleye de göz atabilirsiniz. 

Adalet tarihi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.