Bilinçaltı savaşları
Bilinçaltı savaşları

Bilinçaltı savaşları

Bilinçaltı savaşları

Bilinçaltı savaşları;

Savaşlar artık topla tüfekle değil, medyayla, internetle yapılmakta, insanların bilinç altlarına nüfus edilmektedir. Bu yöntem özellikle Amerikan ve İsrail düşünce kuruluşları tarafından sıkça başvurulan bir yöntemdir. Bilinen yönüyle senaryolar, bilinmeyen yönüyle filmlerdeki anlık görüntüler, imgeler bu yöntemde sıkça kullanılmaktadır. Sübliminal mesajlar o kadar yoğun ve profesyonel olarak verilmektedir ki sadece gençler değil, yetişkin olanlarımız da etkilenmektedir. Çünkü bu mesajların anlaşılması olanaksızdır.

Bilinçaltı dezenformasyonu bu hızla devam ederse emperyalist güçler istedikleri her evi savaşmadan işgal etmiş olacaklardır. Bilinçaltı savaşlarında medyanın rolü çok büyüktür. Bu gün yabancı bir dizi yada film izlemeyen neredeyse yoktur. Öyle ki filmlerde söylenen sözler, görüntüler, imgeler, reklamlarda vurgulanan kelimeler dahi bilinç altını etkilemeye yönelik olarak özenle seçilmiş kelimelerdir. Özellikle her yabancı filmde mutlaka bir kilise veya papaz bulunur. Aynı şekilde her filmde Yahudiler ve Hristiyanlar övülür, Müslümanlar kötülenir. Veya evlilik dışı ilişkiler meşru gösterilir. Yine adam öldürme, suç işleme, çete kurma gibi suçlar normal ve meşru bir şeymiş gibi empoze edilir. Bir müddet sonra insan suça meyilli bir hale getirilir. Ve bu tarz filmler Türkiye’de bile neredeyse kapalı gişe oynar. Örneğin ”Kazıklı Voyvoda” adlı Holywood yapımı filmde Osmanlı İmparatorluğu ve Fatih Sultan Mehmet kötülenmiş olmasına rağmen Türkiye’de baya bir süre vizyonda kalmıştır. Sadece yabancı yapımlar değil, Türk yapımlarda toplumda yıkıma neden olmaktadır. Gençler suç makinesi haline getirilmektedir.

Bilinçaltı dezenformasyonu televizyonların ilk eve girdiği andan beri yapılmaktadır.

Bu savaşta hedef ise dininden, milliyetinden ve benliğinden uzak bir toplum oluşturmaktır. Daha önce belirttiğimiz gibi bu saldırı sadece yabancı yapımlarla değil, yerli yapımlarla da gerçekleştirilmektedir. Örneğin bir misyonerin yaşasın Hristiyanlık temalı bir filmi Müslümanlarca izlenmez. Ama dindar görünen bir Müslümanın Hristiyanlar iyi insanlardır sözü insanlarda algı oluşturabilir. Veya İslami görünen bir filmde İslam kötü gösterilebilir. Zahirde film İslam filmidir, söylediği 99 şey doğrudur fakat söylediği tek bir şey yanlıştır ve o tek bir şey tüm 99 doğru şeye bedeldir. Sizi çok yanlış yollara sürükleyebilir. Bunun ayrımını yapmak neredeyse imkansızdır. Bu tarz bir filmi ancak yapımcılarını inceleyerek bulabilirsiniz ki buda pratikte neredeyse imkansızdır. Çünkü hiç kimse izlediği filmin yapımcılarını incelemez.

Özellikle çocuklara yönelik olarak yapılan programlara dikkat etmeliyiz.

En büyük bilinçaltı dezenformasyonu çocuklara yönelik olarak hazırlanan programlarda yapılmaktadır. Daha zihni iyiyi kötüden ayırt edebilecek kadar gelişmemiş çocuk yaştaki izleyicilere yetişkinlerin dahi anlayamayabileceği tarzda subliminal mesajlar verilerek özellikle Allah inancı bilinçli olarak azaltılmaya hatta yok edilmeye çalışılmaktadır. Bir zamanlar hatırlanacağı üzere eski jenerasyonun her bölümünü hayranlıkla izlediği ”Himen” adlı çizgi filmde sıkça tekrarlanan replikte ”Kainatın tek hakimi” şeklindeki subliminal mesaj hala akıllarda yer etmiştir. Power Rangers adlı yapımda da benzer şekilde ”Kainatın kurtarıcıları” gibi mesajlar çocukların zihnine kazınmıştır. Çocuk yaştaki kişilere yapılan bu dezenformasyonlar yetişkinlere oranla daha fazla zarar vermektedir. Çünkü çocukken bilinçaltına yerleştirilen gizli bir imge yıllar sonra dahi hafızadan silinememekte, kişiyi yanlış inançlara sürükleyebilmektedir. Hatta suçluların çoğunun bilinç altlarında bu tarz mesajlara rastlamak mümkündür.

Kendimizi daha iyi anlatabiliriz.

Bu güne kadar hep yabancılardan bahsettik ama bu hep böyle gidecek değil. Benzer bir mücadeleyi kendi adımıza yapabiliriz. Bu amaçla özellikle büyük bütçelerle filmler yapabilir, tarihimizi, kültürümüzü ve dinimizi daha iyi tanıtabiliriz. Terörle daha etkin bir mücadele yapabiliriz. Bu manada yerli bir çok yapım mevcut ancak yabancılara yönelik olarak herhangi bir yapım mevcut değil. Yabancılara yönelik büyük prodüksiyonlar yapmalı, İslam Dininden, toplumumuzun iyi yönlerinden bahsetmeliyiz. Bu yolla yabancılara nüfus edemesek bile en kötü ihtimal turist kazanırız. Yani yaptığımız harcamayı kat be kat çıkartırız.

Amerikalılar gerçekten merhametli mi?

Birde işin öteki boyutu var. Bu gün biz Amerikalıları merhametli, her sorunla başa çıkabilen, süper bir güç olarak bilmekteyiz. Bunun nedeni ise yıllardır bilinç altımıza yapılan müdahale. Halbuki Amerika batmak üzere olan, demokrasi ve Müslüman düşmanı, her gördüğü mazlumun Ülkesini işgal ederek yeraltı ve yer üstü zenginliklerini sömüren bir Devlet. Birde çok saçma konulardan destansı filmler yapmaktalar. Örneğin Vietnam’la ilgili olarak çekilen ve Amerika’yı galip devletmiş gibi tanıtan bir çok film var. Hepsi yalan. Halbuki bizim tarihimiz gerçek hikayelerle dolu olmasına rağmen biz kahramanlıklarımızı film haline getiremiyoruz. Türkçe filmler yapıyor, kendimiz çalıyor kendimiz oynuyoruz.

Sonuç Olarak;

Bu saldırılara bir son vermeli, bireysel olarak bilinçlenmeli ve toplumu bilinçlendirmeliyiz. Zira bundan on yıl sonra ne cenazemizi kıldıracak bir imam, nede cenazemizde saf tutabilecek insanlar bulamayacağız. Gençliğimiz heba olacak. Vatan sevgisi olmayan, dininden bihaber olan, birbirine tahammülü olmayan, merhametsiz bir toplumla baş başa kalacağız. Kendi neslimden bile pek ümitli değilim ama gelen nesile Allah yardım etsin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.