Ana Sayfa » Makale » Boşanma Nedir? Boşanma Davası Nerede ve Nasıl Açılır?
Boşanma Nedir? Boşanma Davası Nerede ve Nasıl Açılır?
Boşanma Nedir? Boşanma Davası Nerede ve Nasıl Açılır?

Boşanma Nedir? Boşanma Davası Nerede ve Nasıl Açılır?

Boşanma Nedir? Boşanma Davası Nerede ve Nasıl Açılır?

Boşanma nedir, boşanma davası nerede ve nasıl açılır; boşanma en basit tanımıyla evlilik birliğinin sona ermesi anlamına gelmekte olup evlilik birliğini ortadan kaldıran nedenlerden biridir. Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma davası ise (anlaşmalı veya çekişmeli boşanma davası) bireylerin evlilik birliğini yasal olarak sonlandırmaları için açtıkları bir dava türüdür. Medeni Kanuna göre; haklı boşanma sebeplerinin varlığı halinde evliliğin sonlandırılması mümkündür.

Boşanma davası açan eş, dava dilekçesinde somut bir boşanma sebebi göstermelidir ve bu sebep mutlaka kanunda öngörülen sebeplerden biri olmalıdır. Kanunda belirlenmiş olan boşanma sebeplerinin mevcudiyeti boşanmanın gerçekleşmesi için ön koşuldur. Kanunda yazılı bir boşanma sebebi mevcut değilken boşanma davası açılması halinde dava reddedilmektedir.

Diğer bir deyişle eşlerin birbirinden ayrılmak istemesi çok çeşitli nedenlere dayanmaktadır ancak bu nedenlerin hukuki anlamda geçerli neden olması halinde mahkeme boşanmaya karar vermektedir. Hukuki anlamda geçerli nedenler Kanun tarafından öngörülen boşanma nedenlerini ifade etmektedir.

Aynı zamanda boşanmanın gerçekleşebilmesi için kanunda öngörülen boşanma sebeplerinin varlığının ispat edilebilmesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle boşanma sebeplerinin varlığı tek başına yeterli olmayıp aynı zamanda boşanma sebebinin mevcudiyetinin de ispatlanması gerekmektedir. Boşanma sebebinin uygun delillerle ispatlanamaması halinde dava reddedilmektedir.

Örneğin Yargıtay bir kararında (Y.2.HD. 05.07.2005 ta. 5886-10621),  

‘Zina isteğine dayalı dava kanıtlanmamıştır. Reddi gerekirken geçimsizliğe ve çekilmezliğe dayalı dava bulunmadığı halde boşanma kararı verilmesi doğru değildir. Davacı münhasıran Türk Medeni Kanununun 161. maddesinde ifadesini bulan zina hukuki sebebine dayanarak boşanma isteminde bulunmuştur. Türk Medeni Kanununun 163 ve 166. maddelerine dayalı bir dava yoktur. Toplanan delillerden davacı,  davalının M.K. ile zina yaptığını ispatlayamamıştır. Zina sebebi ile açılan boşanma davasının reddi gerekirken yazılı olduğu şekilde kabulü doğru olmamıştır’ değerlendirmesinde bulunmuştur.

Bunun yanın da belirtmek gerekir ki, davalının zina yaptığını kabul etmesi, hâkimi bağlamaz. Yani açılan bir davada, diğer delillerle hâkim davalının zina yaptığına ikna olmazsa bu sebeple boşanmaya karar vermeyebilir. Bununla birlikte davalının zina yaptığını kabul etmesi ile açılan boşanma davasını kabul etmesi birbirinden farklı durumlardır. Davalı zina ettiğini kabul etmeksizin açılan boşanma davasını kabul edebilir. Davalının boşanma davasını kabul etmesi halinde anlaşmalı boşanma davası hükümleri uygulanacaktır. Yine açılan davada zina yanında evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması sebebine de dayanılmış olması halinde, zinanın ispatlanamadığı durumlarda genel boşanma sebebi olan evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığı incelenerek bu sebebe göre boşanma kararı da verilebilir.

Boşanma davası, aile mahkemesinde diğer özel hukuk davalarından farklı usul kuralları uygulanarak yürütülen bir dava türüdür.

Hakim maddi vakıalar hakkında ne resen ne de taraflardan birinin isteği üzerine taraflara ya da bunlardan birine yemin teklif edemez. Örneğin; zina sebebi ile açılan davada hakim zina yaptığı iddia edilen eşe zina yapmadığına ilişkin yemin teklifinde bulunamaz.

Tarafların ikrarı hakimi bağlamamaktadır. Örneğin, cana kast sebebi ile açılan boşanma davasında davalı eşin davacının canına kast ettiğini ikrar etmesi hakimi bağlamaz.

Özetle hakim ortaya çıkacak delilleri serbestçe takdir edecek ve vicdani kanaatine göre karar verecektir. Diğer bir deyişle hakim boşanma ya da ayrılık için gösterilen olguların varlığına vicdanen kani olmadıkça varlıklarını kabul edemez. Örneğin, M.K. madde 166/1 ‘e göre açılmış bir boşanma davasında davacının temelden sarsılmaya sebep olarak ileri sürdüğü olguları, davalı eş kabul etse bile hakim bunların varlığına vicdani olarak kanaat getirmedikçe boşanmaya karar veremez. Belirtmek gerekir ki, hakimin ileri sürülen olguların varlığı ya da yokluğuna ilişkin vicdani kanaatini kararında belirtmesi gerekir.

Hakim taraflardan birinin isteği üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.

Nihayet boşanmanın feri sonuçlarına ilişkin eşlerin yapmış oldukları anlaşmalar hakim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmazlar.

Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen almaktadır.

Mahkeme, boşanma davası yargılaması sonucunda boşanma kararı verdiğinde, mal paylaşımı dışındaki tüm çekişmeyi ortadan kaldıracak nitelikte bir karar vermelidir. Boşanma davasının açılması ile birlikte, nafaka, maddi, manevi tazminat vb. gibi boşanmanın eki niteliğindeki hukuki sorunların da çözülmesi gerekmektedir.

Mal paylaşımı davası ise boşanma davasının kesinleşmesinden sonra veya boşanma davası ile aynı zamanda açılsa bile ayrı bir dava şeklinde yürütülmektedir.  Mal paylaşımı davasının boşanma davası ile aynı anda, fakat ayrı bir dava şeklinde açılması halinde; mahkeme, boşanma davasının kesinleşmesini mal paylaşımı davası için bekletici mesele yapmaktadır. Yani, önce boşanma davasının yargılaması yapılmalı, boşanma kararı kesinleştikten sonra mal paylaşımı davasının görülmesi gerekmektedir.

Boşanma davası, eşler arasında yeni hukuki sonuçların ortaya çıkmasına neden olur. Örneğin, boşanma davasının açıldığı tarih eşler arasındaki mal rejiminin sona erme tarihi olarak kabul edildiğinden, boşanma davasının açılmasından sonra edinilen mallar eşler arasında yapılacak mal paylaşımına dahil edilmez.

Boşanma hâlinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur; ancak, evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hâkim, kocasının soyadını taşımasına izin verir. Koca, koşulların değişmesi hâlinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilmektedir.

BOŞANMA DAVASINI KİMLER AÇABİLİR?

Boşanmak isteyen taraf iki nüsha dava dilekçesi, varsa eklemek istediği belgeleri ve nüfus cüzdan fotokopisini ekleyerek boşanma davasını avukatsız olarak kendisi de açabilmektedir.

Teknik olarak kimin dava açtığının önemi yoktur. Kusuru daha az olan eşin diğer kusurlu eşe açacağı dava boşanma ile sonuçlanacaktır. Kusur durumu gözetilerek boşanma davasının açılıp açılmayacağına karar vermek gerekir. Ancak erkek mi açmalı kadın mı açmalı şeklinde bir husus yoktur.

Kural olarak tarafların vekâlet verilen bir avukat varsa, tarafların duruşmaya katılma zorunluluğu yoktur. Ancak, anlaşmalı boşanma davasında taraflar kısa sürede boşanmak istiyorsa her iki tarafın duruşmada hazır olması şarttır. Hâkim, her iki tarafı dinleyerek boşanma talebinin özgür iradeye dayalı olup olmadığını kontrol etmek zorundadır.

Çekişmeli boşanma davası, ispat açısından bir tartışma sürecinin yürütüldüğü bir dava türüdür. Taraflar iddialarını dilekçelerle ileri sürüp iddiaların delillerini karşılıklı hâkim önünde tartışırlar. İspat ve velayet, nafaka, tazminat vb. diğer çekişmeli hususlarda karşılıklı bir tartışmanın yürütüldüğü çekişmeli boşanma davası bir avukat vasıtasıyla takip edildiğinde tarafların duruşmaya bizzat katılma zorunluluğu yoktur. Çekişmeli boşanma davasında tarafları temsilen avukatları beyanda bulunabilir veya delilleri tartışabilir.

Boşanma davası ister çekişmeli isterse anlaşmalı olsun, avukatı olmayan taraf duruşmaya bizzat katılarak kendisini savunması gerekmektedir.

Boşanma davasında genellikle iki taraf da diğer tarafın kusurunu ispatlayarak davanın kendi lehine sonuçlanmasını sağlamaya çalışmaktadır. Ancak, bazen eşlerden biri boşanmak istemeyebilir. Bu durumda boşanma davasını açan eş, karşı taraf boşanmak istemese bile davasını ispatlayarak boşanabilir.

Boşanmak isteyen eş dava dilekçesindeki olayları ispatlamak için tanık dinletebilir veya başkaca belge ve delili varsa mahkemeye sunabilir.

Boşanmak istemeyen eş, boşanma davasına neden olan olaylarda hiçbir kusuru olmadığını ispatladığı takdirde boşanma davası reddedilir. Yani, boşanmak istemeyen eşin kusuru kanıtlanamadığı takdirde mahkemenin boşanma kararı vermesi mümkün değildir.

Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilmektedir.

Boşanma sebebi ispatlanmış olursa, hâkim boşanmaya veya ayrılığa karar verir. Dava yalnız ayrılığa ilişkinse, boşanmaya karar verilemez. Dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilmektedir.

Ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için karar verilebilir. Bu süre ayrılık kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar.

Süre bitince ayrılık durumu kendiliğinden sona ermektedir. Ortak hayat yeniden kurulmamışsa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Boşanmanın sonuçları düzenlenirken ilk davada ispatlanmış olan olaylar ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar göz önünde tutulur.

BOŞANMADA YETKİLİ VE GÖREVLİ MAHKEME HANGİSİDİR?

Boşanma davasının nasıl açılacağı, anlaşmalı veya çekişmeli boşanma davalarından hangisinin tercih edildiğine göre değişmektedir. Ancak, her iki tür boşanma davası da Aile Mahkemesi’nde açılmaktadır.

Boşanma davasında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya eşlerin son 6 aydan beri ikamet ettikleri yerdeki aile mahkemesidir.

Anlaşmalı boşanma davası, istenilen herhangi bir adliyede açılabilir. Yetkili mahkemenin belirlenmesi açısından tarafların ikametgâhının bir önemi yoktur. Taraflar uygun gördükleri bir adliyenin aile mahkemesinde anlaşmalı boşanma davası açabilirler.

BOŞANMA SEBEPLERİ NELERDİR?

Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri özel ve genel sebepler olmak üzere iki başlık altında düzenlenmiştir.

Özel boşanma nedenleri Kanunda belirtilmiş zina, hayata kast, pek kötü muamele veya onur kırıcı davranış, terk, küçük düşürücü suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, akıl hastalığı olup, bu hususların gerçekleşmesi halinde hakim mutlaka boşanma kararı verecek, başka bir neden aranmayacak, kendi takdir hakkını kullanamayacaktır.

Kural olarak mutlak (özel) boşanma sebeplerinin varlığı  (zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış) boşanma için yeterlidir, bu sebeplerin evlilik birliğine etkisi mahkemece değerlendirilmeyip ayrıca araştırılmamaktadır.

Genel boşanma nedenleri ise, evlilik birliğinin temelinden sarsılması, eşlerin boşanma hususunda anlaşmaları, ortak hayatın kurulamaması veya fiili ayrılık gibi nedenlerdir.

Hakim sadece anlaşma boşanma halinde tarafların ve çocukların menfaatlerini nazara alarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilecek, bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmedecektir.

Hakim nispi boşanma nedenleri ile ilgili davalarda; sadece kanunda gösterilen olguların gerçekleşmesini araştırmayacak ayrıca bu olguların diğer eş için müşterek hayatı çekilmez hale getirip getirmediğini de araştıracak, bu olgular müşterek hayatın devamını diğer taraf için çekilmez hale koymuş ve evlilik birliği temelinden sarsılmış olursa boşanmaya karar verecek yoksa davayı reddedecektir. Diğer bir deyişle hakim  bu konuda takdir hakkına sahiptir. Ancak bu hak kullanılırken keyfilikten uzak kalınacaktır. 

BOŞANMANIN ÖZEL SEBEPLERİ

  • Zina

Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.

Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

  • Hayata kast, pek kötü muamele veya onur kırıcı davranış

Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.

Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.

Affeden tarafın dava hakkı yoktur.

  • Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme

Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.

  • Terk

Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir.

Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.

Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.

  • Akıl hastalığı

Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.

BOŞANMANIN GENEL SEBEPLERİ

  • Evlilik birliğinin temelinden sarsılması

Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.

Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

Av. Lerzenur Elik

Content Protection by DMCA.com

Bir Yorum

  1. Boşanma hukukuna dair verimli ve kaliteli bir makale olmuş. Kaleminize sağlık meslektaşım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.