Harf inkılabı ve Harf devrimi
Harf inkılabı ve Harf devrimi

Harf inkılabı ve Harf devrimi

Harf inkılabı ve Harf devrimi

Harf inkılabı ve Harf devrimi:

         Türk Dil Devriminin getirisi olan Latin harflerinin kolay ve anlaşılabilir olması nedeniyle ilk bakışta Osmanlı alfabesine tercih edilmesi gerçekten doğru bir tercihtir. Fakat bu devrimin elbette olumsuz sonuçları da olmuştur. Şöyle ki:

Bir gecede tüm halkın hafızası silindi.

 
1.   Yapılan devrim sonucu bir gecede tüm Osmanlı tebaası okuma yazma bilmeyen insanlar haline dönüştürülmüştür.

2.   Osmanlı İmparatorluğu’na ait yazılı bilimsel eserlerin bir kısmı çöpe gitmiştir. Diğer bir kısmı ise Osmanlıcanın, Latin alfabesinde tam karşılığı olmaması nedeniyle yanlış tercüme edilmiştir.

Türkçe’de bulunan herhangi bir kelimeyle kendini anlatabilmek neredeyse imkansız.

 3.   Latin alfabesi köken olarak Osmanlı alfabesinden farklı olduğundan lengüistik olarak yetersizdir. Bir kelime birçok manaya gelebilmektedir. Bir cümle gerçek anlamından çok farklı anlaşılmakta olduğundan İngiliz alfabesinden farklı olarak bir kelimeden veya cümleden sonra ardıl bir kelime veya cümle kullanılması gerekmektedir. Örneğin bir kişiye hitaben ”yüz versene” cümlesinden sonra yeni bir cümleyle ilk cümleyi açıklamak gerekmektedir.

4.   Ayrıca şu anki haliyle bile yetersiz olan alfabenin dezenfarmosyona uğradığı da düşünüldüğünde kuşaklar arasında iletişim problemi oluşturduğu aşikârdır. Bu problem ki, nesiller arasında telafisi güç zararlara neden olmaktadır.

Harf inkılabı ve Harf devrimi sonucu kabul edilen Latin alfabesi, 616.767 kelimeden oluşmaktadır.


5.   Latin alfabesi 616.767 kelimeden oluşmasına rağmen; Arapça 1.500.000 kelimeden, İspanyolca 700.000 kelimeden oluşmaktadır. Aktif kullanılan kelimeler baz alınırsa durumumuz içler acısıdır. Ayrıca Türkçe’de 14.000 tane yabancı kelime bulunmaktadır. Halbuki Osmanlıca tamamen orijinal kelimelerden oluşmaktaydı.

Alfabemiz fonetik olarak da yetersizdir.

6.   Alfabemiz fonetik olarak da yetersizdir. Zira okunuşu itibariyle kulağa hoş gelmemektedir. Örneğin Fransızca, okunuşu itibariyle şiirsel bir dil iken; Türkçe çok konuşulduğu zaman kulağı tırmalamaktadır.

7.   Dilimize birtakım kirli eller tarafından kasıtlı olarak taarruz edilmektedir. Özellikle İngilizce’den her gün yeni bir kelime devşirmekteyiz. Veya bilinçli olarak devşirilmekte. İşte Osmanlının yıkılış sürecide bu şekilde hazırlanmıştır.

Türkçe’deki değişimler yaşamı da olumsuz etkiliyor.


8.   Dildeki değişimler sonucu hukuk dili de değişmektedir. Örneğin 20 yıl önceki Kanun metinlerini okuduğumuzda anlayamamaktayız. Bu da sıklıkla kanun metinlerinin değişmesine ve hukuki istikrarın bozulmasına neden olmaktadır. Çünkü bir çok eski kelimenin karşılığı bulunmamaktadır.

Sonuç olarak;


        Keşke olmasaydı dediğimiz şeyler vardır. Bence bu da onlardan birisidir. Zira kurduğumuz bir kelime veya cümleden sonra, açıklayıcı yeni bir kelime veya cümle kullanmak zorunda kalıyoruz. Her on cümleden birinde bu durumla karşılaştığımız düşünüldüğünde Devlet yazışmalarında gecikmelere neden olunduğu görülmektedir.

Harf inkılabı ve Harf devrimi büyük bir tahribata yol açsa da bu vakitten sonra tekrar Osmanlıca’ya dönemeyiz. Bu nedenle Türkçe’ye sahip çıkmalıyız.

        Bu vakitten sonra Osmanlıca’ya tekrar dönemeyiz fakat en azından dilimize sahip çıkabilir, zenginleştirebilir, güzelleştirebiliriz. Unutmayalım ki medenileşmek onlardan kelime ithal etmekle olmaz. Ne zamanki dil konusunda ihracata başlarız o zaman münhasır medeniyet seviyesine ulaşmış oluruz. Buda ancak ekonomik gelişmeyle mümkündür. Ülkemizdeki istikrar ortamı buna müsait olduğundan ekonomik olarak süregelen bir gelişim ve değişim mevcuttur. Ancak bu durum bile dil konusunda yeterli değildir. Bunun için daha çok çalışmalıyız. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.