Hukuk nedir
Hukuk nedir

Hukuk nedir?

Hukuk Nedir? ( Hak nedir? )

        Hukuk nedir ( Hak nedir ) sorusunu adalet ile ilişkilendirerek anlatacağız. Adalet ile hukuk yakından ilişkilidir. Hukuk dinamik bir bilim dalıdır. Sürekli değişir ve gelişir. Bu değişim ve gelişim nihai adalete ulaşmak için kanunların değiştirilmesi ile gerçekleştirilir. Bu yüzden hukuk adalete göre daha dinamik bir bilim dalıdır. Hukuk için yazılı metinlere dayanan kurallar bütünüdür de diyebiliriz. Bu bakımdan her kuralın mutlaka adil olması beklenemez. Örneğin zina şuan suç değildir. Zinanın suç olduğunu düzenlemesi gerekmesine rağmen, bu tür bir kurala yer vermeyen ceza kanunu adalete uygun mudur? Değildir. Ama mevcut kurallar zamana ve şartlara göre konulur. Bu bakımdan hukukun her zaman adil sonuçlar doğurduğu söylenemez. Örneğin bir kişi başka bir kişiyi öldürürse müebbetle cezalandırılır ama mevcut infaz rejimine göre asla ömür boyu hapis yatmaz. Aşağı yukarı 30 yıl hapis yatar, bu cezanında hepsini yatmaz. Size daha ilginç bir şey söyleyeyim, 100 kişiyi öldürende aynı cezayı alır. Yani infaz rejimi bakımından bir kişiyi öldürenle 100 kişiyi öldüren arasında hiçbir fark yoktur. Oda 30 yıl alır ama hepsini yatmaz. İşte bu yüzden hukuk adil değildir. Olandır ama olması gereken asla değildir. Bu yüzden adalet ile hukukun tamamen farklı kavramlar olduğunu söyleyebiliriz.

Osmanlı’da hukuk nasıldı?

       Hırsızlık yapanın eli kesilirdi. Can alandan kan alınırdı. Şimdi nerede. Sokağa çıksak darp mı edileceğiz, gasp mı edileceğiz belli değil. Yoksa kafamıza sıkıp az ilerideki çalılığa mı atacaklar? Neyse örnekleri fazla abartmadan devam edelim. Tüm bu işlerin nedeni ne zaman ki İtalya’dan, Almanya’dan kanun ithal ettik işte o gün bu hale geldiğimiz gündü. Bu gün hala acılarını hissediyoruz. O gün bu kanunları gavurlardan almayıp, kendi kanunlarımızı toplumumuza uygun bir şekilde üretseydik, bu gün suç oranı bu kadar olamazdı. Neyse ki şimdi şimdi yeni yeni kendi milli kanunlarımızı üretmeye başladık. Konuyu fazla dağıtmadan hukukumuza devam edelim. İşte arkadaşlar hukuk böyle bir şeydir. İkiye ayrılır. Aşağının hukuku, yukarının hukuku. İşin şakası bir tarafa hukukta adalet gibi hep güçlü olanın yanındadır.Ama..

Hukuk ”biz ne dersek odur” diyorlardı.

       Dünya beşten büyüktür. Peki biz neden dünya beşten büyüktür diyoruz veya demeye başladık. Çünkü işte bu beş ülke meselesinde, bu kendini bilmezler uluslararası hukuku kendilerine göre dizayn ediyorlardı. Örneğin Amerikan conilerinin binlerce kilometreden gelip sınırlarımızda operasyon yapması uluslararası hukuk bakımından meşru müdafaa kapsamında değerlendiriliyordu, neredeyse bizim kendi sınırlarımızı korumak için yaptığımız operasyonlar uluslararası hukuka aykırı ilan edilecekti. İşte dediğim gibi hukuk böyle olmamalı. Güçlünün hakkını koruyup, mazlumu ezmemeli. Yani Amerika’ya bizim topraklarımızda operasyon yapma hakkı tanıyıp, bize ”sen burada durma, otomatik kapı çarpar” diyememeli. Çünkü dünya artık eski dünya değil, artık dünya beşten büyük ve bizde hukuku belirleyebilme insiyatifine sahibiz artık. Bizim başvurumuzla Trump’ın vermiş olduğu Kudüs kararı BM’de kınanmadı mı? Demek ki hukuk her zaman güçlünün yanında değil, haklının yanında da duruyor bazen.

Hukukun alt dalları nelerdir?

       Arkadaşlar bu alanın içine tüm yazılı kurallar girer demiştik ya işte bunlarında kendi aralarında kademelenmesi var. Örneğin Anayasa hukuku, Medeni, İdare, Ceza diye çeşitli kategorilere ayrılır. Hukuk o kadar çılgındır ki Amerikanın en çok sevdiği alan olan Uluslararası hukuk bile vardır. Bunların içindede en önemli olan elbetteki Anayasa hukukudur. Çünkü neredeyse tüm diğer alt hukuk dallarını içinde barındırır, genel çerçeveyi kor, ayrıntılarını biz hallederiz. Örneğin Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi; içeriksel olarak ceza normu olmasına rağmen Anayasada düzenlenmiştir. Örneğin yerel yönetimler idare hukuku konusu olmasına rağmen yine Anayasanın içinde düzenlenmiştir.

Anayasa mutlak doğruları mı içerir?

       Tabi Anayasanın da kendi içinde handikapları var. Şöyle ki, yaklaşık yüz yıl önce konulmuş bir şapka takma mecburiyeti kanunu hala duruyor. Ve öyle bir takım maddeler var ki Anayasada bu kanunun aksi dahi düşünülemez şeklinde hükümler bulunmakta. Yani düşünce özgürlüğünü garanti altına alması gereken bir temel yasada düşünülemez diye bir hüküm var ya. İnsanın güleceği geliyor değil mi? Bu tıpkı ülkemize gelen göçmen kuşlardan gümrük vergisi alınacağına dair kanun konulması gibi bir şey. Anlatabildim mi? Anlatamadım, çünkü konuyla ne alakası var şuan bende tam çıkaramadım ama bunlar enteresan meseleler tabi. Hukuk ikiye ayrılır, aşağı hukuk, yukarı hukuk. Evet arkadaşlar, bizler kim olursak olalım gelecek nesillerin iradesine ipotek koymayalım. Bırakın insanlar ne şekilde düşünürlerse düşünsünler. Yüz yıl önce sen aksini düşünüyordun diye niye benim irademe ipotek koyuyorsun ki, veya bu değiştirilemez maddeler hangi tarihte yürürlüğe girdi ise o kadar yıl önce neden benim irademe ipotek koyuyorsun yani. İşte tüm bu anlattıklarımız hukukun ne olduğuyla ilgiliydi. Peki şimdi anladınız mı neden hukukla adalet kavramlarının farklı olduğunu ve bir araya gelemeyeceğini. Anladınız, anladınız tabi. Aslında sizde biliyordunuz, sadece muhabbet olsun diye bu yazıyı okudunuz. Her ne sebeple olursa olsun makalemi okuduğunuz için size çok teşekkür ederim.

Konu ile ilgili olarak aşağıdaki makalelere göz atabilirsiniz.

Hukuk Devleti nedir?

Hak ve Hukuk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.