Ana Sayfa » Makale » Suça Sürüklenen Çocuğun Hakları Nelerdir?
Suça Sürüklenen Çocuğun Hakları Nelerdir?
Suça Sürüklenen Çocuğun Hakları Nelerdir?

Suça Sürüklenen Çocuğun Hakları Nelerdir?

Suça Sürüklenen Çocuğun Hakları Nelerdir?

Suça Sürüklenen Çocuğun hakları nelerdir; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa göre, 18 yaşını doldurmamış kişi çocuktur. Yine 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa göre, daha erken yaşta ergin olsa bile, 18 yaşını doldurmamış kişi çocuktur. Kısacası Kanuna göre 18 yaşını doldurmamış her insan çocuk sayılmıştır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanununa (TMK’ya) göre ise erginlik yaşı 18 olarak tanımlanmış, 15 yaşını doldurmuş mahkeme kararıyla ergin kılınabileceği, 16 yaşını doldurmuş kişinin Mahkeme kararı ile, 17 yaşını doldurmuş kişinin ise anne ve babasının rızası ile evlenebileceği kabul edilmiş olmasına rağmen, kişi evlenmeyle ergin kılınmış olsa da, ergin kılınan kişi çocuk sayılacaktır. 16 yaşında evlenmiş ve bu nedenle ergin sayılmış kişi ile 15 yaşında yargısal karar ile ergin kılınmış kişi TCK ve ÇKK bakımından çocuk olmaya devam edecektir. Bunun anlamı şudur. Kanunun belirli bir yaş kriterini aradığı durumlarda kişinin evlenerek ergin kılınmış olmasının bir önemi yoktur. Örneğin Kanun derneğe üye olmada 18 yaşını şart koşmuş ise, kişi 17 yaşında evlenip ergin olsa bile derneğe üye olamaz.

SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK NE DEMEK?

Çocuk Koruma Kanunu suça sürüklenen çocuğu, kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuk olarak tanımlamaktadır. Bunun anlamı çocuk suç işlediğinde hakkında soruşturma veya kovuşturma başlatıldığında şüpheli veya sanık sıfatını almaz. SSÇ sıfatını alır.

SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUĞUN CEZAİ SORUMLULUĞU NEDİR?

0-12 Yaş Grubu Çocuklar:

Fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmamış olan çocukların işledikleri fiil ne olursa olsun cezai sorumluluğu yoktur. Bu yaş grubundaki çocuklar için çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanır.

12-15 Yaş Grubu Çocuklar:

Fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmuş ve fakat 15 yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğunun var olup olmadığının tespiti gereklidir. Bu yaş grubundaki çocukların ceza sorumluğunun kabul edilebilmesi için çocuğun farik ve mümeyyiz olup olmadığı (işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilme yeteneğinin veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin) araştırılır. Bu yaştaki çocuklar için fariz ve mümeyyizlik raporu alınarak, farik ve mümeyyiz değilse ceza verilmeyebilirken, farik ve mümeyyiz ise ceza indirilerek verilebilir.

15-18 Yaş Grubu Çocuklar:

Fiili işlediği sırada 15 yaşını doldurmuş ve fakat 18 yaşını doldurmamış olan çocukların farik ve mümeyyiz olduğu yani ceza sorumluluğunun olduğu kabul edilmiş ancak çocuğun bu sorumluluğunun bir yetişkinden daha az olacağı kabul edilerek bu yaştaki fail çocuğa yetişkinlerden daha az ceza verilmesi benimsenmiştir.

ENGELLİLER AÇISINDAN CEZAİ SORUMLULUKTA YAŞ SINIRI KAÇTIR?

Engelliler için özel bir düzenleme vardır. Engellilerin büyüme ve gelişme durumunu göz önünde bulunduran Kanun koyucu engelliler açısından farklı bir düzenleme getirmiştir. Aslında engellilerin büyümesi ve gelişmesi, engelli olmayanlarla aynıdır. Hatta bazı engellilerin büyümesi ve gelişmesi, engelli olmayan çocuklara göre çok daha fazladır ama Kanun koyucu burada engelliler lehine olabilecek varsayımsal bir düzenleme yapmıştır. Onlar açısından engelli olmayan çocuklarda 11 olan cezasızlık yaşı 15 tir. Yani 0-12 yaş arasında olan çocuklar için anlattıklarımız engelliler açısından 0-15, 12-15 yaş arasındaki çocuklar açısından anlattıklarımız engelliler açısından 15-18, ve nihayet 15-18 yaş arasındaki çocuklar açısından anlattıklarımız engelliler açısından 18-21 yaşına tekabül etmektedir.

SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUĞUN YARGILANMASI USULÜ NASILDIR?

SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK HAKKINDAKİ SORUŞTURMA AŞAMASI

Suça sürüklenen çocuk hakkındaki soruşturma Çocuk Bürosu Savcısı tarafından yapılır. Çocuk hakkındaki bu işlemler bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından yapılmaktadır. Bu işlemler yapılırken çocuğun yanında sosyal çalışmacı bulundurulabilir. Ceza sorumluluğu olmayan çocuklar hakkında da delillerin toplanması veya diğer faillerin tespiti için soruşturma yapılabilir. Ancak Mahkemede yargılanamazlar. Ancak diğer faillerin yakalanması ve kendilerine tedbir uygulanacaksa bu amaçla bilgi alınabilir.

Çocukların yetişkinlerle birlikte suç işlemesi hâlinde soruşturma ve kovuşturma ayrı yürütülür. Suça sürüklenen çocuk hakkındaki soruşturma, her ne kadar Çocuk Bürosu Savcıları tarafından yapılırsa da gecikmesinde sakınca bulunan hallerde çocuk hakkındaki soruşturma işlemleri normal Cumhuriyet savcıları tarafından da yerine getirilebilir. Çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemeleri bulunmayan yerlerde ise, SSÇ hakkındaki soruşturmalar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görev tevdi edilmiş Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır.Suça Sürüklenen Çocuğun yaşı hakkında tereddüt bulunması halinde; çocuğun yaşı hukuk mahkemesi düzeltilmeden kamu davası açılamaz.

Mahkemeler ve Savcılar gerektiğinde çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırabilir. Sosyal inceleme raporu, çocuğun farik ve mümeyyizlik durumunun tespitinde göz önünde bulundurulur.

SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK HAKKINDAKİ KOVUŞTURMA AŞAMASI

Suça sürüklenen çocuk hakkında dava açılırsa müdafi tayin edilmesi gereklidir. Bu aşamada atanan müdafinin görevi soruşturma sona erirse veya iddianame kabul edilirse sona erer. Çocuğun akrabaları duruşmada hazır bulunabilir. Bu nedenle, suça sürüklenen çocuğun akrabalarına da duruşma gün ve saati tebliğ edilmelidir. Çocuk kurum bakımı altında ise; kurumun davayı takip etmesi için davanın kurumada tebliğ edilmesi gerekir.

Mahkeme çocuğun sorgusunun yapılacağı duruşmada, sosyal çalışmacı görevlendirebilir. Mağdur çocukların yanında, bir uzman bulunması zorunludur. Suça sürüklenen çocuklar bakımından böyle bir zorunluluk öngörülmemiş, durum mahkemenin takdirine bırakılmıştır. Çocuğun yanında bulunacak sosyal çalışma görevlisinin, ona tüm yargılama süreci boyunca destek vermesi gerekir.

Suça sürüklenen çocuğun duruşması kapalı olarak yapılır. Çocuğun nakli sırasında; zincir, kelepçe ve benzeri aletler takılamaz. Bu kural, yargılanan kişi 18 yaşını dolduruncaya kadar yargılamanın her aşamasında geçerlidir. Bu bakımdan, tutuklu çocukların, cezaevinden duruşmaya, hastaneye ve diğer yerlere götürülmesi sırasında da zincir, kelepçe ve benzeri aletler takılamaz.

SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK İÇİN ALINABİLECEK TEDBİRLER

Çocuklar hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı, talep üzerine veya re’sen çocuk hakimi tarafından alınabilir. Çocuk Koruma Kanunu, beş önemli tedbir öngörmektedir. Çocuğun öncelikle kendi aile ortamında korunmasını sağlamaya yönelik danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma konularında alınacak tedbirlerdir:

a) Danışmanlık tedbiri

Çocuğun bakımından sorumlu olan kimselere çocuk yetiştirme konusunda; çocuklara da eğitim ve gelişimleri ile ilgili sorunlarının çözümünde yol göstermeye,

b) Eğitim tedbiri

çocuğun bir eğitim kurumuna gündüzlü veya yatılı olarak devamına; iş ve meslek edinmesi amacıyla bir meslek veya sanat edinme kursuna gitmesine veya meslek sahibi bir ustanın yanına yahut kamuya ya da özel sektöre ait işyerlerine yerleştirilmesine,

c) Bakım tedbiri

Çocuğun bakımından sorumlu olan kimsenin herhangi bir nedenle
görevini yerine getirememesi halinde, çocuğun resmi veya özel bakım yurdu ya da koruyucu aile hizmetlerinden yararlandırılması veya bu kurumlara yerleştirilmesine,

d) Sağlık tedbiri

çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması ve tedavisi için gerekli geçici veya sürekli tıbbi bakım ve rehabilitasyonuna, bağımlılık yapan maddeleri kullananların tedavilerinin yapılmasına,

e) Barınma tedbiri

barınma yeri olmayan çocuklu kimselere veya hayatı tehlikede olan hamile kadınlara uygun barınma yeri sağlamaya,
Yönelik tedbirdir.

Bu tedbirler sınırlı sayıda olmayıp, çocuk hakiminin takdirine göre çocuğun üstün yararı gözetilerek farklı tedbirler alınabilir.

Suça Sürüklenen Çocuk Tekrar Nasıl Topluma Kazandırılır?

Çocukların suça sürüklenmesinde ailelerin büyük rolü bulunmaktadır. Çocuklara verilebilecek en önemli eğitim diğer insanlara karşı saygılı olması iken ne yazık ki günümüz Türkiye’sinde bu eğitim hiç verilmemekte, çocukların diğer insanlarla iletişimlerinde ben merkezci davranılmaktadır. Daha küçük yaşlarda çocuklarımız,  topluma faydalı bireyler olmak yerine, kendilerine faydalı bireyler olmak şeklinde eğitilmektedir. Bu eğitim ”aman çocuğum ezilmesin” mantığıyla yapılsa da, oldukça yanlış bir eğitim tarzıdır. Çünkü çocuk topluma ayak uyduramamakta ve daha o yaşta suç işlemeye eğilim gösterebilmektedir.

Sonuç olarak eğitim ailede başlar. Biz çocuklarımıza diğer insanlara karşı iyi davranabilmeyi öğretebilirsek çocuk büyüdüğünde topluma faydalı olur. Aksine bir eğitim verirsek çocuk daha o yaşta suç işlemeye başlayarak, ilerisinde topluma zararlı bir birey olarak yetişecektir. Dolayısıyla çocuğun suç işlememesi, suç işlemişlerin ise rehabilitesi için aile eğitimi ve desteği şart.

Suça Sürüklenen Çocuğun Hakları Nelerdir konusuyla ilgili Yargıtay Kararı

Ceza Genel Kurulu         2018/154 E.  ,  2019/345 K.

“İçtihat Metni”

Kararı Veren
Yargıtay Dairesi : 13. Ceza Dairesi
Mahkemesi : İZMİR 3. Çocuk Mahkemesi
Sayısı : 537-1040

Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;

Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan sanık hakkında düzenlenen sosyal inceleme raporu ile adli tıp uzmanı tarafından verilen ve sanığın suç tarihi itibarıyla cezai sorumluluğunu azaltacak veya ortadan kaldıracak düzeyde akıl hastalığı, kişilik bozukluğu veya çocukluk dönemi psikopatolojisine ait bulgu tespit edilmediği, bununla birlikte üzerine atılı suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişip gelişmediği konusunda, içinde bulunduğu aile koşulları, sosyal ve ekonomik koşullar ile psikolojik ve eğitim durumu hakkında uzman kişilerce hazırlanacak rapor eşliğinde mahkemesince karar verilmesinin uygun olacağı yönündeki raporu yeterli sayılıp ayrıca adli tıp uzmanı, psikiyatrist ya da zorunluluk bulunması hâlinde uzman hekimden görüş alınmaksızın, mevcut raporlara göre sanığın işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunduğu kabul edilerek TCK’nın 31/2. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilen

olayda;

Sosyal inceleme raporunun, sanığın içinde bulunduğu aile ortamı, sosyal çevre koşulları, gördüğü eğitim, fiziksel ve ruhsal gelişimi dikkate alınarak kural olarak sosyal çalışma görevlilerince, adli raporun ise klinik ortamda, sanığın psikolojik testler ile bilişsel ve zeka düzeyinin ölçümlenip, psikiyatrik ve fizyolojik bir takım bulguların değerlendirmeye tabi tutularak adli tıp uzmanı, psikiyatrist ya da zorunluluk hâlinde uzman hekim tarafından düzenlenmesi, sosyal inceleme raporunu düzenleyen görevlinin, sanığın psikiyatrik açıdan işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığına ilişkin bir değerlendirme yapamaması, adli tıp uzmanı tarafından dosyaya sunulan raporda ise,

sanığın işlediği suçların hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahip olup olmadığı konusunda içinde bulunduğu aile koşulları,

Sosyal ve ekonomik koşullar ile psikolojik ve eğitim durumu hakkında uzman kişilerce hazırlanacak rapor eşliğinde mahkemesince karar verilmesinin uygun olacağının belirtilmesiyle yetinilerek bu yönde bir değerlendirmeye yer verilmemesi karşısında, sanığın işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığına ilişkin değerlendirmenin özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir konu olduğu, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenemeyeceği, böyle bir değerlendirmenin ancak bilimsel verilere dayanan ve istikrar kazanmış adli tıp uygulamaları doğrultusunda yapılacak muayene sonucu düzenlenecek olan rapora göre yapılabileceği göz önüne alındığında, Yerel Mahkemece, adli tıp uzmanı, psikiyatrist ya da zorunluluk bulunması hâlinde uzman hekimden görüş sorulduktan sonra sosyal inceleme raporuyla birlikte bir değerlendirme yapılarak sanığın ceza sorumluluğunun bulunup bulunmadığının takdir edilmesi gerekmektedir.

Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükümlerinin sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; “Yerel Mahkemece, sanığın işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığına ilişkin adli tıp uzmanı tarafından verilen raporun yeterli olduğunun kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı,” düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. 

SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle;

1- İzmir 3. Çocuk Mahkemesinin 24.11.2014 tarihli ve 537-1040 sayılı direnme kararına konu hükümlerinin, sanık … hakkında, işlediği fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığına ilişkin adli tıp uzmanı, psikiyatrist ya da zorunluluk bulunması hâlinde uzman hekimden rapor alınması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 18.04.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Content Protection by DMCA.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.